İzninizin 50 Tonu

Grinin 50 Tonu'nu okumadım, izlemedim ama toplumda yarattığı değişimi görmemek imkansız :)

O konularda çok bilgili olduğumdan değil, genel kültür olarak aklımda kalmış; "Dominatrix" denen bir karakter, bir kişilik var. Erkeği domine eden kadınlara deniyor. Siyah giyip siyah makyaj yapıyor. Deri kıyafetler giyip, elinde kırbaçla takılıyor. (Kabataş'taki deri pantolonlu adamların tersi gibi düşünün. Bunlar gerçek üstelik.)

Bir "deri" markası, bu niş kitleyi iyi görmüş ve yürürlüğe girecek elektronik iletişim yasası gereği izin almak için mailingde kullanmış. Böyle yaratıcı işlere bayılıyorum:

Dominatrix: "Bana istiyorum de"

İnstagram'dan Satış Yapmak İnnovasyon mu?

İnstagram üzerinden satış yapan yani sipariş alan pek çok irili ufaklı şirket olduğunu duyuyorum. Bir pasajın içinde ucuz elbise satan dükkan da, binlerce liraya Fransız markalarını satan şirketler de İnstagram üzerinden her gün sipariş aldığını söylüyor. İnternet'in güzel tarafı işte bu; fotoğraf paylaşımı üzerine bir sosyal ağ bile, alıcı ve satıcıların buluştuğu her ortam gibi bir alışveriş alanı olabiliyor.

Tabi Türkiye'de "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma" hastalığı bazen "ticaret veya dijital bilmeden e-ticaret yapmak" olarak da kendini gösterebiliyor. "İnnovatif" görünmek ve bununla PR yapmak arzusundaki şirketlerden, doğası gereği teknik bilgi gerektiren dijital pazarlama veya eticaret alanında sürekli yeni "iş bilmezlik" örnekleri geliyor önümüze.

Bugün karşıma çıkan bir örnek mesela: Boyner alışverişte yeni bir dönem başlattı

Sanırsınız ki İnstagram'la özel bir işbirliği yapmış veya kimsenin yapamadığı bir teknik geliştirmeyle cirosunu ikiye katlamış. Ama kazın ayağı öyle değil. Gerçek hayattaki en muhtemel akış şöyle:
  1. Instagram takipçisi Boyner'in paylaştığı bir ürünü çok beğeniyor, almak istiyor (mümkündür) 
  2. Boyner'in Instagram profiline gidiyor (%10 ihtimal diyelim. Kaç kişi zaten takip ettiği bir markanın profil sayfasına bakar ki? Siz bakar mısınız?) 
  3. Profildeki o garip linki görüp, ne işe yaradığını anlayıp linke tıklıyor (%10 ihtimal diyelim ama garip bir link olduğu için tıklanma oranı daha da düşük olabilir, zaten ölçen de yok) 
  4. Gittiği sayfa Boyner'in değil, like2b.uy diye, ne olduğunu açıklayan bir yazı olmayan (sitedeki tek tük yazıların da İngilizce olduğu) bir site. Orada Boyner'in İnstagram'da paylaştıklarını tekrar görüyor, aradığı şeyi orada tekrar buluyor ve tıklıyor (%30 ihtimal diyelim) 
  5. Beğendiği ürünü bulup tıkladığında Boyner.com.tr'deki ürün veya kategori sayfasına yönleniyor ya da arama yaptırılıyor. (Linkteki UTM işaretlemesini özelleştirememişler, hangi ürüne tıklandığı Analytics'te görünmez bu şekilde: http://www.boyner.com.tr/SearchResult.aspx?SearchText=valentino&utm_source=like2buy&utm_medium=like2buy&utm_term=like2buy%2C%20still%20life%2C%20lifestyle&utm_content=like2buy%2C%20still%20life%2C%20lifestyle&utm_campaign=like2buy%2C%20still%20life%2C%20lifestyle
  6. Kombin paylaşımlarında, ürünlerden bir tanesini seçip ona göndermişler, kombindeki diğer ürünleri göremiyorsunuz. (Satın alma ihtimali %1'in altında). Bu arada, bu garip link üzerinden satış yapabilmek için, sosyal medya ekibinin her ürün paylaşımında o garip sitenin paneline girip ürünü ve linki tanımlaması gerekiyor muhtemelen. Yoksa ürün olmayan paylaşımların, mesela dün yayınlanan #ÖzgeCanAslan imajının Boyner'in online alışveriş sitesine gitmesi durumunda çıkacak krizi bir düşünün...
Sonuç olarak İnstagram'dan beğenip satış almak için 6 adımlık bir süreçten geçeceğinizi hayal etmişler ve bu sürecin dönüşüm oranı da sadece %0,01 (on binde bir) civarındadır yani muhtemelen oluşturduğu iş yükünün bile karşılığını getirmez ciro olarak.

Satış performansını geçtim, İnstagram üzerinde teknik olarak sadece profilde tek bir link verilebiliyorken, koskaca Boyner oraya http://like2b.uy/boyneronline diye garip bir link girebiliyorsa, ben boşuna Koç'ta İşletme okuduğumu, boşuna reklamcılık doktorası yaptığımı, marka algısı, marka yönetimi konusunda tam bir cahil olduğumu düşünürüm.

Çözüm önerisi:

Her paylaşılan üründe ürün ismini veya kodunu resmin üzerine yazsalar, ürünü beğenen insanların site içi aramayla bulup almaları daha muhtemel bir senaryo. Bakın, geçen sene bu İnstagram üzerinden satış işini ilk duyurup PR yapan Nordstrom, bugünkü postunda öyle yapmış:



Alplerde kiralık teleferik kabini

Ev paylaşım platformu AirB&B, harika bir iletişim çalışması olarak Fransa Alplerinde en yüksek tepelerden birine çıkan teleferik kabinlerinden birini bir şekilde ayarlamış, içini döşemiş, ve sitedeki diğer ilanların arasına geceliği 2.000 Euro'dan kiralığa çıkarmış. Sitenin ne işe yaradığını, nasıl bir ihtiyacı karşıladığını çok güzel anlatıyor örnek üzerinden.








En güzel Zeki Müren şarkıları listesi

En Yaratıcı Yoga Kursu Reklamları



Nişantaşı-Osmanbey'de bir yoga stüdyosu olan Yogatime için araştırma yaparken karşıma çıkan eğlenceli yoga kursu reklamlarını derledim.

1- Yoga hareketlerini yoga matındaki izlerinizle anlatan bir ilan: 



2- Yoganın stres atma özelliğini çok iyi bir fikirle gösteren ilan:



3- Göbeğinizi size ait olmayan bir eşya gibi yanınızda taşıdığınızı düşündürten bir ilan:



4- Çocukları için yoga ilanı:



5- Bir yoga kursunun kaldırım tabelası. (İstanbul'a benziyor foto ama bilemedim.)



6- Yoga ile vücudunuzun tekrar farkına varacağınız fikrini çok güzel işleyen bir reklam:



7-  Yoga yapanların günlük hayatta da daha esnek olacağına vurgu yapan iki ilan:


8- Yoga yaparak zihninizi temizleyeceğinizi çok güzel anlatan bir ilan:


9- İnsanın evrimini anlatan şemayı, yoga yapan insanla devam ettiren bir ilan:



10- Hafta hafta yoganın etkilerini nasıl göreceğinizi anlatan bir reklam:



11- Sinirli olmasıyla bilinen eski İtalya başbakanı Berlusconi ve muhafazakar düşünce yapısındaki eski İran başbakanı Ahmedinejad'ı yoga yaparken gösteren ve  kendini daha iyi kontrol etmek için, daha esnek olmak için yoga önermesi yapan iki ilan:



12- Yoga ile lastik gibi esnek olacağınızı, güzel bir uygulama ile gösteren bir ilan:



13- Pipet üzerinde yaratıcı bir yoga merkezi reklamı:



14- Saat üzerinde esnek bir insanı gösteren yaratıcı bir yoga reklamı:



15- Yaratıcı bir kaldırım tabelası:



16- Yoga eğitmenleri için yaratıcı bir kartvizit:



En beğendiğim sanırım birinci sıradaki ama hepsi kendi amaçlarına uygun, güzel çalışmalar. 

Mailing yaparken tasarım yapmanıza gerek yok

Normal mailden daha çirkin gözüken bir HTML mail örneği
Nasıl ki arkadaşlarınıza sadece resimden oluşan, HTML mailler göndermiyorsunuz, müşterilerinize de göndermeyin lütfen.

İnternet trafiğinin yarısı mobil cihazlardan geliyor artık, üstelik mail için bu oran eminim daha yüksektir. Yani ne kadar ufak boyutlu ve ne kadar kolay açılabilen mailler atarsanız o kadar iyi olur müşterileriniz için.

Bir de bir sır vereyim: maillerin en üstüne "bu postayı düzgün görüntülemiyorsanız burayı tıklayın" diye bir link koyuyorsunuz ya; onu kimse tıklamıyor. Kimse meraklı değil sizin resimli mailinizin "düzgün" görünüşünün nasıl olduğuna.

Hele yukarıdaki örnek gibi, sadece yazıları bir resmin içine koyarak gönderecekseniz, lütfen HTML mail eziyetine girmeyin. Benim kişisel görüşüm: sizin uğraşarak, tasarımcılara briefler, revizeler vererek hazırladığınız o tasarımlar, normal düz yazılı maillerden daha güzel gözükmüyor. (Kurumsal dünyanın bu umursamazlığı beni delirtiyor. İşgüzar birinin aklına saçma bir fikir geliyor ve kimse itiraz edemediği için kurumu temsil eden saçma sapan bir iletişim ortaya çıkıyor.)


İnternet'teki en büyük yalanlar

İnternet'teki en büyük yalanlar:
(söylenme sıklığına göre listelenmiş galiba)

4- Mail listesinden başarıyla çıkarıldınız
3- 18 yaş üstü olduğumu beyan ederim
2- Şartları ve koşulları okudum
1- LOL / ha ha (sesli güldüm efekti)


Yeni nesil bankaların logoları neden aynı?

"Yeni nesil banka" veya "şubesiz banka" gibi isimlerle öne sürülen, banka şubesi kullanmadan, sadece İnternet ve ATM'ler üzerinden iletişim kurulan bankacılık modelleri son zamanlarda pek popüler ve geçici bir trend değil kalıcı bir yenilik olduğu konuşuluyor.

Amerika'da bu akımın ilk önemli örneği, kendisine "non-bank" diyen Simple. İspanya'nın en büyük bankalarından BBVA tarafından satın alınması biraz alay konusu olsa da, kurucuları büyük banka altında bu modelin daha iyi çalışacağını düşündükleri için satmayı kabul etmişler ve satın almadan sonra müşterilerinin %330 arttığı haberleri geliyor, demek ki haklıymışlar.

Yeni nesil bankaların logoları
Türkiye'deki finansçılar da tabii ki dünyadaki bu gelişmeyi takip edip, kendi içlerinden benzer ürünler çıkarmaya başladılar; Finansbank'tan Enpara, Garanti'den iGaranti, Yapı Kredi'den Nuvo isimli hizmetler çıktı, yenileri de yoldadır diye tahmin ediyorum. Sonuçta işin içinde hem para, hem innovasyon algısı, hem de pazarlamacıların pek sevdiği "yeni marka yaratma" olayı var.

İşin ilginci, sadece iş modelini ve ürün özelliklerini değil, logosunu da fazlasıyla örnek almış bizimkiler. Normalde, logoyu bırakın kurumsal renkleri konusunda bile hassas davranan banklardan beklenmeyecek bir hareket bu. (Nuvo'nun logo renginin Yapı Kredi mavisi olduğuna dikkatinizi çekerim.) Üstelik o logonun ne anlama geldiğini, neyi ifade ettiğini de anlayamadım ben; hani "aynı iç görüden çıkarak aynı sonuca ulaşma" da denemez buna.

Kurumsal şirketler İnternet'te iş yapmanın getirdiği şeffaflığı henüz kavramamış olabilir, doğaldır, ama yurt dışında sunum yaptıklarında dikkat çekmeyeceğini mi düşündüler acaba? Çünkü ister istemez "Simple of Turkey" olarak lanse edilecekler ve eğer Simple ile resmi bir ilişkileri yoksa logo benzerliği tuhaf karşılanabilir. Bu arada finans grubu olarak BBVA'nın Türkiye'deki partneri Garanti Bankası.


Son günlerde en çok okunan yazılar

 

bu ne be? Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger