dumur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dumur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hapishane Mafyası ve Devlet

Meksikalı Mafya, Güney Kaliforniya'da hapiste bulunan 150-300 üyeli ama inanılmaz güçlü bir mafyaymış. Öyle güçlü ki, kendinden büyük yüzlerce sokak çetesinden, gelirlerinin %10-30 arasını haraç olarak topluyormuş. Peki nasıl oluyor da bir hapishane mafyası sokaklardaki mafyalardan haraç alabiliyor?

Meksikalı Mafya'nın bu gücünün ana kaynağı şu: sokaktaki uyuşturucu satıcıları eninde sonunda hapse girecek ve o zaman Meksikalı Mafya'nın insafına kalacak. İşte bu o kadar büyük bir tehlike ki, hapiste işkence görmek istemeyen yüzlerce çete üyesinden haraç toplayabiliyorlar. Hatta hapishane o kadar kilit bir nokta ki, karanlık işlere karışan herkes eninde sonunda buradan geçiyor ve bu kilit noktanın kontrolünü elinde bulunduranlar tüm yeraltı dünyasına bir şekilde hükmetmiş oluyor.

Bu mafyanın çalışma şeklini ve yapısını anlatan akademik bir makalede Bandit Theory (Kanunsuzluk Teorisi) olarak bilinen bir teorinin Meksika Mafyası için de gerçekleştiğini ve mafyanın belli bir büyüklüğe ulaşmasıyla bazı "kamu" hizmetleri de vermeye başladığı söylenmiş. Yani mafya bir devlet gibi davranarak kendisine haraç (vergi) ödeyen çeteleri hem sokakta hem hapishanede koruyor, çete sınırlarını belirliyor, çeteler arası anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapıyor. Bunları yapmasının amacı, kendi vergi gelirlerinin süreakli artmasını sağlamak. Meksika Mafyası o kadar güçlü bir iktidara sahip ki, kanunlarını uygulamak için kendi adamlarını bile kullanmasına gerek kalmıyor: bir çete haracını ödemediğinde sadece bir "bilgilendirme" yayınlayarak artık o çetenin kendi koruması altında olmadığını duyuruyor, o çetenin mıntıkasında gözü olan diğer çeteler cezalandırma işini hallediyor.

Bazı düzenlemeler de getiriyor Meksika Mafyası. Mesela araçlı saldırılar, hangi çetenin yaptığı belli olmadığı için polisin dikkatini tüm çeteler üzerinde eşit şekilde dağıtıyor, ve tüm çeteler bu avantajlı yöntemi çok sık kullanmak istiyorlar. Bu durumu 1992'de hapishane sisteminden gönderdikleri şu bildiriyle düzenliyor Mafya: "izinsiz araçlı saldırı yapan kişiler öldürülecektir." Bu bildiri üzerine arabalı saldırı sayısı azalıyor.

Meksika Mafyası, "devlet" yapısının nasıl gerekli olduğunu ve çoğu işlevinin aslında nasıl ihtiyaçlardan çıktığını gösteren bir model adeta.

Kayıp hidrojen bombası

1958'de bir Amerikan bombardıman uçağı, 3.400 kiloluk bir hidrojen bombası kaybetmiş!

Bir tatbikat sırasında, sadece tek bir hidrojen bombası taşıyan bir B47 ağır bombardıman uçağı Atlanta açıklarında bir F86 savaş jetiyle çarpışmış. Savaş jeti düşmüş, bombardıman uçağı ise ağır hasar almış ama havada kalmayı başarmış. Acil iniş sırasında patlamasın diye de bombayı okyanusa atmak için izin almış. Bombayı bırakmışlar, ve mürettebatın söylediğine göre bir patlama olmamış.

Olay sonrası sonarlarla yapılan ilk aramada ve aradan geçen 50 yılda yapılan birkaç aramada o bombayı bulamamışlar. Devlet kayıtlarına göre nükleer kapsülü yokmuş, ama uçağın pilotunun ifadesine göre "tam" bir hidrojen bombasıymış. Kendi kendine patlama ihtimali yokmuş ama artık kapsülünün eridiği düşünülüyormuş ve yakın zamanlarda zenginleştirilmiş uranyum ve platinyum okyanus suyuna karışınca o bölgede ciddi bir radyasyon yaratması ve doğal hayata ciddi zarar vermesi bekleniyormuş.

Ülkelere göre en çok satan araba modelleri

Her ülkede en çok satılan arabaları yazmışlar haritaya. 2010'da Türkiye'de en çok satan araba Renault Symbol, Norveç'te Volkswagen Passat. Adaletin bu mu dünya?

Ayrıca bir ülkede nasıl en çok satan araba Passat olur, nasıl bir milli gelir bu?

2010'da En Çok Satan Araba Modelleri (Ülkelere Göre)

Dünya alkol tüketimi haritası

Türkiyemiz biraz gerilerde kalmış, yüklenelim arkadaşlar.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verileri, via: economist.com

İmam iş başında

Herkesin iş yerinde bir fotoğrafı vardır değil mi? O zaman bir imamın cenaze başında da fotoğrafı olabilir.

via Emre Kesmen

Abdestlik

Bir eğitim için gittiğimiz ofiste, tuvalet kabininde bizi bekleyen sürpriz: abdestlik.
Hayatımda ilk defa böyle bir şey gördüm. Belki abdestlik değildir, o zaman daha da ilginç olur tabi tuvalet kabininde klozetin yanındaki bu şey. Ecnebilerde "bide" denen bir şey var, ama onun musluğu böyle yukarıda olmuyor.

Açık artırmayı kazanıp ödemeyenlere nasıl ödetilir?

Amerika'da bir adam, eBay'de açtığı açık artırmayı kazanan kişi parasını ödemediğinde, onu nasıl kandırıp ödemeyi yaptırdığını anlatmış. Çok basit bir yöntem ve belki de her gün defalarca yapılıyordur kazanıp ödemeyenlere karşı.

Bir maç için iki bilet aldım ama sonradan gidemeyeceğim belli oldu. Bir günlük bir açık artırma açtım ve biletleri elden teslim edip parayı elden teslikm alacağımı belirttim. Maç, açık artırma bittikten birkaç saat sonra başlıyordu o yüzden tek şansım buydu biletleri elden çıkarmak için.

Açık artırma bitti ve bir kadın 600 dolarla kazandı. Birkaç saat sonra kadından bir mail geldi: "Fazla yüksek teklif vermişim, kocam almama izin vermedi, sana iyi seyirler". Kadına biletleri kullanamayacağımı ve elden çıkarmak için tek fırsatım olan açık artırmayı kanadığını, o yüzden ödemek zorunda olduğunu söyledim, ama o "bu sadece bir eBay ihalesi, ödemek zorunda değilim, çekilme hakkım var" dedi.

Biletler elimde kaldı diye üzülürken, kadına bu parayı ödetmenin bir yolu aklıma geldi. Yeni bir eBay hesabı yarattım ve kadına şu mesajı gönderdim: "Merhaba, bugünkü maç için biletleri kazandığınızı gördüm. Ben de teklif verecektim ama bilgisayara ulaşamadım. Babam ve oğlum için bu biletleri almayı çok istiyordum. Eğer ilgilenirseniz, 1000 dolar verebilirim iki bilet için."

Kadından hemen cevap geldi: "1.000 dolara satarım. Maç girişinde görüşüp size veririm biletleri." Ben de sahte hesaptan bir telefon numarası verdim ve kadın beni aradığında, biletleri alacağıma yemin ettim, kadın da tamam dedi.

Sonra asıl hesabımdan bana mesaj attı, "Fikrimi değiştirdim, biletleri alıyorum." dedi ve adresini verip biletleri getirmemi istedi. Şehrin diğer ucuna gidip kadına evinin önünde biletleri verdim. Bir de yol masrafım olarak 20 dolar istedim. Kadın bana resmen 31 tane 20'lik fırlattı ve evine girerken beni itip geçti.

Sahte hesabın telefonundan beni aradı ve paranın hazır olup olmadığını sordu. Ben de biletleri almaktan vazgeçtiğimi, bunun sadece bir eBay ihalesi olduğunu söyledim.

Maça gidip gitmediğini bilmiyorum.

Craigslist genel merkezi

Dünyanın en büyük sitelerinden birisi olan craigslist.org'da sadece 32 kişi çalışıyormuş. sahibinden.com'da 170 kişi çalışıyor ve craigslist'in sadece 10'da biri kadar trafiğe sahip.

Günde 8 milyondan fazla tekil ziyaretçisi olan sitenin genel merkezi de şu yanda gördüğünüz bina:

Kendisinden kat kat küçük web sitelerinin plazaları varken, craigslist gibi bir Amerikan şirketinin bu kadar mütevazi olması çok ilginç değil mi?

Facebook emin ellerde

Facebook'ta yardım kategorisinin altında, diğer kullanıcılara en çok yardım eden Facebook kullanıcıları listeleniyor: http://www.facebook.com/help/?section=leaderboard

Yardım bölümünde diğer kullanıcıların sordukları sorulara verdikleri cevaplarla, her yardım ettiklerinde puan kazanan kullanıcıları merak ettim. Global listedeki Türkler gözüme çarptı. 4. sırada Muhsin isimli Türk delikanlıyı görüyoruz mesela. Tıklayıp sayfasına gittiğimizde de, Facebook kullanımını kolaylaştırmak için bize yardım eden insanların profiliyle karşılaşıyoruz:

Facebook'u nasıl daha etkin kullanabileceğiniz hakkında size yardımcı olan adam, bir kere alıp bir daha değiştiremeyeceği, "kısa" profil adresi olarak "seni.asiri.cok.seviyorum.busram" adresini almayı uygun görmüş.


Ben de cahillikten kendi adımla denisutku olarak almıştım kısaltmayı, şimdi de değiştirme şansım yok. Ah eşşek kafam, hala şu İnternet'in mantığını anlayamamışım.

Türkiye Google Suggest Cumhuriyeti

Türkiye'nin illerinin, Google Otomatik Tamamlama haritası.
Google arama çubuğunda birşeyler yazmaya başladığınız anda, Google sizin ne yazacağınızı tahmin etmeye çalışarak kelimelerinizi tamamlıyor. Google Suggest, veya Google Otomatik Tamamlama dediğimiz bu özelliği kullanarak, Türkiye'deki illerin tam adını yazdığımız anda ilk önerdiği aramanın ne olduğunu araştırdık ve yukarıdaki rengarenk haritayı oluşturduk. 

Maviler üniversite ve eğitim kurumlarının adına, yeşiller spor takımlarının adlarına tamamlanan iller. Örneğin "İstanbul" yazdığınız anda Google bunu "İstanbul Üniversitesi" olarak tamamlıyor, "Trabzon" yazdığınız anda da "Trabzonspor" olarak tamamlıyor.

En ilginç tamamlamalar: Samsun > Samsung, Hatay > Hatay mt2, Kilis > Kilise, Kars > Karsan, Isparta > Ispartakule, Konya > Konyalı Saat.

O ilin adından daha popüler olan işletmeler de var, mesela Kastamonu Entegre, Çanakkale Seramik, Kütahya Seramik gibi. 

Listede bir tek İnternet sitesi var, o da ilginçtir Türkiye'nin en doğu illerinden "Hakkari" yazınca ilk önerilen "hakkari.net".

Amerika McDonald's haritası

Aşağıdak ilginç harita, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki McDonald's restoranlarının yerlerini gösteriyor. Amerika'da çölün ortasında bile, bir McDonald's'a 185 kilomerteden uzak değilmişsiniz.


via: neatorama.com

İnekler İnternet'te

"Türkiye'de online alışveriş yok, insanlar İnternet'i kullanmıyor" diyenlere tokat gibi cevap: sahibinden.com, inek ilanlarıyla doldu!

Aslında eskiden de çok inek ilanı vardı ve İnternet'i sadece İstanbul'dakiler kullanıyor zannedenler bundan bihaberdi. Şimdi bir sürü gazetede bu haber çıktığı için, ilan sayısının da işlem sayısının da iyice artacağını tahmin ediyorum.

Acaba hazır boştayken kurbana5.com'u alsam mı?

Dunning-Kruger Sendromu

Justin Kruger ve David Dunning isimli iki psikolog tarafından tanımlanan Dunning-Kruger Sendromu'na göre cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır.

Bu iki psikolog, teorilerini Amerikalı öğrenciler üzerinde test etmişler. Öğrencilere bir test yapmışlar ve testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini istemişler.

  • En başarısızların (soruların %10'u ve daha azını doğru cevaplayanların), testin %60'ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar %70'e ulaşabileceklerine inandıkları sonucu ortaya çıkmış.
  • En başarılıların (%90 ve üstü doğru cevaplayanların) soruların yüzde 70'ine doğru cevap verdiklerine inandıkları görüldü.

Yapılan diğer araştırmalardan da çıkanlar göstermiş ki:
  • Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
  • Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
  • Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
  • Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Bu sendromu iş hayatı için yorumlayan bir uzman da demiş ki:
İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan "yetersiz", kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir "hak"olarak görecektir.

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında "fazla alçakgönüllü" davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve muhtemelen üstleri tarafından "ihtiras eksikliği" ile suçlanacaklardır. Sonuçta, "kifayetsiz muhterisler" her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır.

Kişisel gelişim saçmalığı

Kişisel gelişim üzerine kitaplar yazan ve bu konuda seminerler vererek para kazanan bir adam, bir kişinin en son yaptığı şeyin kendisini şaşırtmamasının bir 'kariyer patinajı'na işaret ettiğini belirtmiş.

Kişisel gelişim bu demekse, ben hödük kalmayı tercih ediyorum. Ulan şirketler sana bir işi doğru düzgün yapıyorsun diye, sana emanet edilen işleri sürpriz çıkarmadan hallet diye para veriyorlar. Her yaptığı iş insanı şaşırtıyorsa, o insan epey geri zekalıdır diye düşünürüm ben. Allah'a şükür ben kendi yaptığım işlere şaşırmıyorum, kariyerimde de gayet güzel ilerliyorum, o yüzden o hayat koçlarına da ihtiyacım yok diye düşünüyorum.

Parmak sosis

Kore'de havaların soğuk olması, dokunmatik ekranlı telefon kullanıcılarının yeni bir şey keşfetmesini sağlamış. Soğuktan ellerini eldivenden çıkarmak istemeyen Koreliler, parmak niyetine sosis kullanıyormuş telefonlarını kullanmak için. Acayip adamar işte.

Süper Mario elle oynuyormuş

Yıllarca o kutuları kafasıyla patlattığını sandığımız Süper Mario'nun hile yaptığı ortaya çıkmış. Fotoğrafta açıkça görüldüğü üzere, kafasıyla değil, arkadan kafası hizasına getirdiği eliyle patlatıyormuş meğerse kutuları.

Gökdelene kaçak kat

Adamlar gökdelene kat çıkıyorlar galiba.

Masamdan gözüktüğü için hayretle izliyorum şu eski HSBC binasının inşaatını. 2003'teki şerefsiz terörist saldırıda tanınmaz hale gelen bina, 93 milyon dolar satılmıştı ve tekrar kullanılmak üzere inşaata girişilmişti. Hazır inşaata da girişmişken bir iki kat daha çıkıp, o katları 10-15 milyon dolara satıp, 7 yıldır boş duran binanın masraflarını çıkarmaya çalışıyorlar herhalde.

Bu bina yapılırken kaç katlı olacağı, o katların kaç kolonla nasıl taşınacağı belli değil mi? Nasıl kat çıkılır bir gökdelene?

Obama'ya soracağınız birşey var mıydı?


Koskoca Amerika Birleşik Devletleri Başkanı (kısaca the President), halka seslenişinde insanların sorularını yanıtlayacakmış. Konuşmasını illegal bir site olan YouTube üzerinden canlı olarak yapacağı yetmiyormuş gibi, bir de insanların sordukları ve yine vatandaşların oyladıkları soruları cevaplayacakmış.

Bundan Türkiye'de ancak Penguen, LeMan kapağı falan olur.

Tek kullanımlık şifre zorunlu olacakmış


Bankamın gönderdiği emaile göre, 1 Ocak 2010'dan itibaren internet şubesine girişte tek kullanımlık şifre zorunlu olacakmış.

Ben nefret ederim o şifrematik anahtarlıklarından falan. Ayrıca her seferinde cep telefonuma mesaj gelmesini falan da bekleyemem. Sanırım Turkcell mobil imzaya geçmek zorunda kalacağım.

Kaliteli banner reklam

Geçen gün bir sitede gördüğüm şu reklam beni dumur etti:


Webmasterlar Dikkat!
Artık sitenizde kaliteli reklamlar dönsün istemez misiniz?

Bir reklam ağı, Google reklam ağını kullanarak kendi sistemlerini reklamını yapıyor, tamam gayet normal. Ama "daha kaliteli reklamlar dönsün" mesajı vermeye çalıştıkları bannerlar, Google ağında gördüğüm en kalitesiz bannerlar arasında.

Son günlerde en çok okunan yazılar

 

bu ne be? Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger