pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Coca Cola'dan İçerik Bazlı Pazarlama örneği

Coca-Cola ile hiçbir ticari bağlantım yok (sadece Domino's Pizza üzerinden dolaylı iletişimim var), reklam tarafında bir beklentim de yok, sadece aylar önce Analytics ile ilgili bir proje için görüşmüşlüğüm var. Bunları şimdiden belirteyim ki, yanlış anlayıp "sadece kendi işlerini beğenen ajans başkanı" yorumları gelmesin.

Favori sosyal ağım Linkedin'e bakarken, tesadüfen Coca-Cola CEO'sunun bir iletisini gördüm bugün:

Coca-Cola İçecek CEO'su Burak Başarır'ın Linkedin postu
İtiraf edeyim ilk başta "yine mutluluk konsepti üzerine bir dijital proje yaptılar herhalde" diye düşünerek ilgimi çekmedi ve geçtim, ama sonra aklıma takıldı; CEO'nun paylaşacağı kadar önemli nasıl bir projeydi acaba? O anda mobil uygulamada olduğum için, uçan kaçanlı bir şeyse göremem zaten deyip denedim şansımı. Gayet temiz tasarımlı bir site çıktı karşıma. Ziyaretçilerin Cola ile ilgili sorularını sorabilecekleri veya önceden sorular soruların cevaplarını görebilecekleri bir soru-cevap sitesi. İşleyişin güzel olması tabii ki önemli, ama projeye değer katan asıl şey içerik.

Gerçekten normalde Coca-Cola'nın kendisi için durup dururken açıklama ihtiyacı hissetmeyeceği, ancak tüketicilerin merak ettikleri sorular ve bunlara verilmiş net cevaplar var sitede. Mesela "Cola'nın içinde fare kanı/idrarı var mı?" sorusu sorulmuş ve buna gayet düzgün cevap verilmiş. İşte bu noktada, bunun sıradan bir mikro-site değil, stratejik bir kurumsal iletişim projesi olduğunu düşünmeye başladım.

Bizim SEO için de müşterilerimize sık sık önerdiğimiz bir yöntemle, Google'da çok aranan sorular için, her soruya ayrı sayfalar oluşturularak içerik düzenlenmiş. Bazı sorular kendi çalışanları veya ajansı tarafından girilmiş olsa da, önemli olan ortaya çıkan sonuçtur. Güzel bir örnek olmuş, tebrik ederim düşünenleri ve emeği geçenleri.

Ufak tefek eksikleri de var gözüme çarpan:

  1. Soruları sadece tek kişi soruyor ve o kişi gözüküyor. Aynı soruyu sormak isteyen veya destekleyen kişileri de ekleyebilseler, hem popüler soruları görmüş olurlar hem de insanlara görünürlük kazandırmış olurlar.
  2. Görünürlük deyince, soruyu soran kişilerin sadece isimleri ve bir sosyal medya sitesinden çekilmiş fotoları gözüküyor, ama link yok. Profillerine link verilse, hem soru sormayı daha çok motive eder, hem de o kişilerin gerçek kişiler olduğunu ispatlamış olurlar.
  3. Sosyal medya sitelerinde paylaşıldığında daha güzel gözükmesi için biraz uğraşılsa iyi olurmuş. Foto kare olduğu için kesiliyor, sayfa başlığı (title) kısa ve anlamsız, açıklama (meta description) çok yuvarlak.

Ek olarak, bu projenin gerçekten bir İçerik Bazlı Pazarlama örneği olması için, sadece içerik üretmek için sosyal medyada çağrılar yapmak ve sonra da gelen sorulara cevaplar yazmak yeterli değil; bunu yaymak da gerekiyor. Yani Google'da yazmaya başladığınızda otomatik tamamladığı "colanın içinde fare kanı var mı" arama sonuçlarında çıkan tüm forumlarda bu siteye link verilerek içeriği tam da alakalı yerlerden beslemek için iyi bir çalışma yapılması gerekiyor. Henüz böyle bir çalışma yapılmadığını gördüm birkaç aramayı incelediğimde.

Klavyeden Tuş Söktüren Pazarlama

Ads of the World sitesinde gezerken, Land Rover için yapılan pazarlama kampanyasına rastladım ve bir pazarlamacı olarak kıskançlıktan çatladım. Evet şu an Teknokrasi Ajans olarak otomotiv müşterimiz yok; evet şu an böyle brief vermiyorlar bize ama yine de gönlümde hep böyle "markaya yakışan, müşteriyi derinden yakalayan" işler yapmak var...

Kurgu çok basit: Klavyenizin sol üst köşesindeki escape (Esc) tuşunu söküyorsunuz, yerine Land Rover'ın gönderdiği, cip şeklindeki tuşu koyuyorsunuz. Düşünsenize, bilgisayar başında çalışan üst düzey yöneticilerin günde kaç kere fark etmeden eli o tuşa giriyordur? Ve her seferinde "escape" (kaçış) tuşunda markayla, hem de en alakalı anda iletişim kuruyordur... Bence pazarlamanın en güzel, en doğru örneklerinden biri.

Link almak

İnsanların sizin sitenize link vermesi hoşunuza gidiyor değil mi? Peki bu insanlar neden link veriyorlar?

Şu İngilizce makalede (5 Truths That Lead to More Referrals) detaylı anlatılan 5 maddeyi, kendimce yorumlayarak kısaca buraya yaziyim:

1) İnsanlar link verir, çünkü içlerinden gelir: İnsanlar paylaşmayı sever; arkadaşlarına güzel şeylerden bahsetmeyi sever. Onlara malzeme vermek, link almanın en basit yoludur.
2) Link vermek, risk almaktır: İnsanlar için link vermek demek, kefil olmak demektir. Sizi tavsiye edenlerin yüzünü kara çıkaramazsınız. Çıkarırsanız, o insanları kaybedersiniz.
3) İnsanlar sıkıcı şeylere link vermezler: Dediğim gibi insanlar güzel şeyleri paylaşmaktan hoşlanır. Size veya yönetim kurulunuza ilginç gelen şeyleri değil.
4) En gerçek link alma yöntemi, güvendir: İstediğiniz kadar para harcayın, istediğiniz kadar reklam yapın, insanlar size güvenmiyorlarsa, link vermeyeceklerdir. O yüzden insanların size olan günvelerine yatırım yapmak önemlidir.
5) Link almayı kolaylaştırın: Size link verecek insanların işlerini kolaylaştırın. Kimlerin link verdiğini takip edin, onlara değer verin.

Seth Godin - Mor İnek

"Avrupa'da uzun bir tren yolculuğu yapıyorduk. Trendeki çocuklar merakla dışarıdaki ineklere bakıyorlardı. Birkaç dakika içinde sıkıldılar. Çünkü inekler sıkıcıdır. Bir kere gördükten sonra hepsi aynıdır. Halbuki diye düşündüm, bir tanesi mor olsa! Herkes uzun uzun seyreder, tanıdıklarına söyler, fotoğraflarını çeker, sırf o mor ineği görmeye uzun yollardan gelirler"

Mustafa Sandal'ın anlamsız şarkıları sözlerinin nasıl aklına geldiğini anlatması gibi geliyor ama bu sözlerin sahibi Seth Godin bu düşüncelerinin üzerine Mor İnek diye bir pazarlama kitabı yazıyor ve kitap fenomen oluyor.

Bazı akademisyenler Seth Godin için "şovmen" dese de, benim favori pazarlama gurum o.

Mil kazanılmaz, hakedilir

Turkcell'den mesaj geldi "Miles&Smiles numaranızı gönderin, faturanızın 3 katı kadar bedava mil kazanın" diye. İlgilendim, Turkcell'in sitesini açtım, aradım ama kampanya ile ilgili bir bilgi bulamadım o karışık ve düzensiz sitede.

Google'da arayıp turkcell.com.tr altındaki bir sayfayı buldum. Bana gelen mesajın aynısı yazıyor sayfada ama "Miles&Smiles" nedir, nasıl edinilir ondan bahsetmiyor. "Ayrıntılı bilgi thy.com.tr'de" diye bir bağlantı veriyor sayfanın sonunda.

Türk Hava Yolları sitesine gittim. Sitenin ana sayfasında üst menüsüne "Miles&Smiles" diye bir düğme koymuşlar, ne güzel. Sayfada mil kartların çeşitleri, avantajları anlatılıyor ama nasıl alınır, nasıl işletilir falan yazmıyor. Üye girişi ve üyelik kısmı da var ama üyelik kısmı hata veriyor, muhtemelen veritabanında bir sorun var.

Garanti Bankası’nda hesabım olduğu için bir bakiyim dedim acaba Miles&More ile Miles&Smiles arasında ne fark var diye. Özellikleri epey benzer ama şimdi bunu alsam 3 kat mil kazanamam diyerek vazgeçtim.

Sonra Turkcell’den ikinci mesaj geldi “31 Temmuz’a kadar Smiles&More numaranızı hattınıza tanımlayın, 1000 mil bonus kazanın.” Artık hırs yapıp bunun ne olduğunu öğreneceğim diye arattım Google’da Shop&Miles diye, shopandmiles.com diye bir site çıktı. Ana sayfasında da yazıyor, Miles&Smiles özelliği olan tek kart diye. Demek ki aynı şeymiş ikisi de.

Şimdi soruyorum: Madem bu olayın bir sitesi var ve bu kadar reklamını yapıp kendi sitelerinizde tanıtıyorsunuz, neden şu siteye birer bağlantı vermiyorsunuz? Herkes kendisi arayıp bulmak zorunda mı?

Yeni çıkan günde bir ürün siteleri

Daha önceki bir yazımda günde bir ürün satan siteleri sevdiğimi ve takip ettiğimi söylemiştim. Benim bildiklerime benzer yeni siteler çıkmış mı diye bakiyim dedim, bir de ne göreyim: bir sürü yeni günde tek ürüncü varmış.

Benim yeni fark ettiklerim:

Pazartesi Sendromu

Günde bir ürün modası, farklı şekiller alarak devam ediyor. Son olarak, sadece pazartesi günleri belirli ürünlerin ucuza satıldığı pazartesisendromu.com açılmış. Uzun süredir online mağazacılık yapan gedikgross'un açtığı siteyi ve uyguladığı sistemi beğendim, ama henüz deneme fırsatım olamadı. Deneyen varsa yorumlarını bekliyorum.

Belki de bu tip sitelerin maddi olarak karlı olmasını sağlayan bir sistem kurulmuş sonunda. Bundan önce günde bir ürün satan siteler hep tek başlarına bir marka olmaya çalışan ve başka bir site ile bağlantısı bulunmayan sistemlerdi. Günde tek bir üründen 20-30 tane satarak da kimsenin doğru düzgün para kazanamayacağını tahmin edersiniz.

Pazartesi Sendromu ise, hem daha çok ürünü stokta tutmasını sağlayan, hem de ürünün elde kalması gibi bir sorunla uğraşmak zorunda olmayan bir işleyişe sahip: Gedik'te zaten satılan ürünleri, bir günlüğüne indirimle satıyor, o gün geçtikten sonra da eski fiyattan satmaya devam ediyor. Tek başına karlı bir site olmasa bile, ana siteyi tanıtarak ve yeni kullanıcılar çekerek işlevini yerine getiriyor.

Facebook bize ilgi göstersene

2007 başlarında Google Bize Logo Yapsana diye bir oluşum ortaya çıkmıştı ve
epey ilgi toplamıştı. Bu oluşumun ilgi toplamasının sebebi Google sayfasında Türkiye ile ilgili bir logo görmek istememizden çok öteydi: Google'ın bize ilgi göstermesi!

Google o zaman (ve ardından 29 Ekim'de) bu isteğimizi yerine getirmiş ve bize ilgi gösterdiğini belli etmişti. Şimdi de Türkiye'den 1.600.000 kişinin üyesi olduğu ve Türklerin her gün saatlerini harcadığı Facebook'tan bize ilgi göstermesini bekliyorum.

Türkler, Facebook kullanıcılarının arasında 5. sırada ve ilk 4 sıradakilerin hepsinin dili İngilizce olduğuna göre, Türkçe'nin Facebook'un ikinci dili olduğunu söyleyebiliriz. Benim istediğim ise, arayüzünde Türkçeleşmesinden de öte: Kültürümüze uygun özellikler eklemesi.

Uygulamalar (applications) sayesinde isteyenlerin kendileri için yükledikleri özellikler dışında, temel Facebook özelliklerinde bir "Batılı" merkezliliği mevcut. Mesela arkadaşlarımızın nereden arkadaşımız olduğunu eklerken "okul arkadaşı", "aktivite arkadaşı" olarak eklyebiliyoruz ama "mahalleden arkadaş" olarak ekleyemiyoruz. "Akraba" olarak ekleyebiliyoruz ama "aile dostu" olarak ekleyemiyoruz.

Arabacıların kapışması

americatopten adlı bir pazarlama blogunda, yurtdışında serbest olan isim vererek rakiplere sataşma konusu güzelce sıralanmış. BMW laf atmış, Audi cevaplamış. Subaru farklı kulvardan dalmış, Bentley de tartışmayı kapatmış.

BMW; en iyi biziz

Audi, en iyi biziz

Subaru; en iyi motor

Bentley'den son nokta

Son günlerde en çok okunan yazılar

 

bu ne be? Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger